Retorik Tuzakları

Prof.Dr.Tracy Bowell'ın Eleştirel Düşünme Kılavuzu (Tübitak: 2018) kitabından kısaltılarak alınmıştır.

 

Bazen bize bir iddiayı kabul etmek veya reddetmek için iyi bir neden verilmemesine rağmen o iddiayı kabul ederiz veya reddederiz. Sıklıkla bunun sebebi, konuşmacı veya yazarların bize bir şey yapmamız veya bir şeye inanmamız için motivasyon sağlar gibi görünen ama o şeyi yapmamız veya o şeye inanmamız için iyi bir neden vermeyen yöntemlerle bizi ikna etmeye çalışmalarıdır. Bu ikna girişimleri iki sınıfa ayrılır: retorik tuzaklar ve safsatalar.

Safsatalar, argümanlara dayanır, sonuçlarının kabul edilmesi gerektiğini gösteren nedenler sunar ama kötü bir muhakeme oluşturur. Yani bunlar, bazı öncüller ile bu öncüller sayesinde ulaşılan bir sonuçtan oluşan önermeler kümesi tanımımıza uydukları için hâlâ birer argümandır. Ancak şu ya da bu şekilde kötü birer argümandırlar.

Öte yandan retorik tuzaklar, argümanlara dayanmaz: Bu ikna araçlarından bir kısmı, bir iddiayı kabul etmeniz için nedenler veriyormuş gibi görünebilir ama asıl ikna kabiliyetleri argümana dayalı olmayan bir şeyden kaynaklanır. Retorik tuzaklar ile safsataları birbirlerinden ayırmayı öğrenmek önemlidir çünkü safsataları argüman çözümleme ve değerlendirme teknikleri kullanarak inceleyebiliriz.  

Retorik: Birini bir şeye inanmaya, bir şeyi arzu etmeye veya bir şeyi yapmaya ikna etmeye yönelik, söz konusu inanç, arzu veya eylem için iyi bir neden sunmaya çalışmayan ve o inanç, arzu veya eylemi yalnızca sözcüklerin gücüne dayanarak motive etmeye çalışan sözlü veya yazılı girişim.

Siyaset, reklamcılık ve basın, ikna etmek için sık sık retorik tuzaklardan yararlanan alanlardır. Retorik tuzaklar tipik olarak argümanların hedefi olan akla değil, neredeyse doğrudan doğruya duygulara başvurur.

Retorik tuzakları saptamak için psikolojiden faydalanırız: Bizi inançlar beslemeye veya eylemlerde bulunmaya ikna etmeyi amaçlayan dil kullanımlarının arzularımızı, korkularımızı, inançlarımızı ve eylemlerimizi nasıl rasyonel olmayan biçimlerde etkileyebileceğini inceleriz.  

Belirli duygulara başvuru

Yeniliğe başvuru

Bu tuzakla karşımızdaki bizi, bir ürün yeni, dolayısıyla da mevcut benzer ürünlerden farklı ve daha iyi olduğu için onu denemeye ya da almaya ikna etmeye çalışır. Genellikle bu tuzak yeni bir modayı kaçırmama arzumuza başvurur ya da eski moda zevklere sahipmişiz gibi görünme korkumuzu tetikler. Bazen kendimizi esnek ve yeni deneyimlere açık biri gibi görmeye yönelik (kibirirli) arzumuza hitap eder. Ayrıca bizi, ürün yeni olduğu için mevcut ürünün iyileştirilmiş bir versiyonu olması gerektiğine de ikna edebilir. Tanıdık yeniliğe başvurma örnekleri arasında bizi cep telefonu veya oyun konsolu gibi mevcut ürünlerin sözde yeni ve iyileştirilmiş versiyonlarına geçmeye ikna etmek için yapılan reklamlar sayılabilir.

Yeniliğe başvuru aynı zamanda bizi yeni fikirleri ve inançları benimsemeye ikna etmek için de kullanılabilir. Bu, yine katı veya örümcek kafalı biri gibi görünmeme arzumuza başvurur. Bu nedenle bir seçim kampanyası sırasında ona vereceğimiz oyun değişime oy vermek anlamına geldiğini, "taze fikirler ve yeni bir bakış açısı getirdiğini ve "şehre pozitif,yeni bir yön verecek yepyeni bir lider” olduğunu söyleyen bir aday bizden oy isteyebilir. Yukarıda adayın getirdiğini öne sürdüğü taze fikirler ile yeni bir bakış açısı ya da seçilmesi hâlinde şehri götürmeyi planladığı yeni yön konusunda hiçbir şey söylenmediğine dikkat edin.  

Popülerliğe başvuru

Yeniliğe başvuru gibi bu tuzak da çoğunluğun parçası olma, normalden farklı görünmeme ve başkalarının sahip olduğu şeylerden mahrum kalmama arzumuza bitap eder. Yine çoğunlukla bizi bir şeyler almaya ikna etmek için kullanılır ama sık sık bir inancı benimsemeye ya da belirli bir davranış biçimi izlemeye ikna etmeye yönelik bir yöntem olarak da karşımıza çıkar. Öğrencileri, bir fotoğraf paylaşma uygulamasını cep telefonlarına indirmeleri için ikna etmeye çalışan aşağıdaki girişimi ele alalım:

Hotpix’i kullan! En çok indirilen fotoğraf paylaşma uygulaması! Fotoğralların, takipçilerine daha hızlı ulaşsın!

Böyle bir reklam çeşitli biçimlerde işleyebilir. Doğrudan doğruya başkalarının sahip olduğu şeylere sahip olma ve ilgili uygulamayı kullananların keyfini sürdüğü faydalardan mahrum kalmama arzumuza hitap eder. Ancak bunlara ek olarak ürünün niçin en popüler uygulama olduğu hakkında bazı dayanaksız varsayımlarda bulunmamıza da yol açar. Eğer yeterince dikkat etmezsek, en popüler ürünün en etkili ürün olacağını zannedebiliriz ama ürünün popülerliği yalnızca rekabetçi fiyatından veya pazarlama kampanyasının başarısından kaynaklanıyor olabilir. Uygulamanın en fazla indirilen uygulama olması bize ne onu kullanmaya başlamamız için ne de fotoğraf paylaşımına yönelik en iyi uygulama olduğu kanısına varmamız için inandırıcı bir neden vermektedir.

Birçok retorik tuzakta olduğu gibi, popülerliğe başvuru bazen bir argüman sunuyormuş gibi yorumlanabilir. Aşağıdaki yeniden oluşturmada da göreceğimiz gibi, verilen neden genellikle iyi bir neden değildir.

Merhamete, acımaya ya da suçluluk duygusuna başvuru

Bu yaygın retorik tuzak, bir şey yapmamızı sağlamak için önerilen eylem veya inançtan faydalanacak kişiler için merhamet duygusu veya bu kişilerin çektikleri sıkıntı nedeniyle suçluluk duygusu uyandırmaya çakşır. Bu duygu tek başına söz konusu eylemde bulunmamız için iyi bir neden değildir. Tuzağa sayısız örnek verebiliriz. Yardım kuruluşlarının yardım talepleri ve reklamları bu tuzaktan yararlanır. Aç çocukları, acı çeken hayvanları vs. gösteren fotoğraflara eşlik eden basit sloganlar veya ismiyle anılan çocukların hangi şartlar içerisinde yaşadıklarım anlatan öyküler ile vicdan azabı duymamız bahsedilen insanların veya hayvanların içinde bulundukları durum nedeniyle merhamet, acıma ve suçluluk duygulan hissetmemiz sağlanır.  

Şirinliğe başvuru

Bu retorik teknik, mesajını iletmek için kullandığı sözcükleri çocuk, hayvan veya çizgi karakter görüntüleri ile destekler. Almamız istenen ürün veya yapmamız istenen eylem, ürünü almaya ya da eylemde bulunmaya teşvik eden sevimli karakter ile ilişkilendirilerek çekici hale getirilir.

 

Cinsel çekiciliğe başvuru

Bu, şirinliğe başvurmaya benzer ama farklı türdeki görüntülerden faydalanır. Ayrıca başka bir boyutu daha vardır. Reklamda gösterilen çekici kişiyi arzu edenler için ürün, çekici kişi ile ilişkili olduğundan arzulanır bir hale gelir. Ancak aynı zamanda kendilerini reklamdaki kişi kadar çekici görmek isteyenler de ürünü arzulanır bulacaktır. Reklam, gururumuzu okşamayı amaçlar. Hatta bizi şu safsatalı muhakemeye yönlendirebilir: Tüm çekici insanlar böyle yapıyor veya bunu satın alıyor; dolayısıyla eğer böyle yapar veya bunu satın alırsam ben de çekici olurum. Bu örnekteki art bileşeni doğrulama safsatasıdır.

Zenginliğe, statüye, güce, modaya, havalılığa vs. başvuru

Bunların ne olduğunu şirinliğe ve cinsel çekiciliğe başvuru örnekleri ile kıyaslayarak kolaylıkla çözebilirsiniz.

Korkuya başvuru (korkutma taktiği olarak da bilinir)

Bu, davranışlarını veya tutumlarını değiştirmek için okurlarda veya dinleyicilerde korkıı yaratma taktiğidir. Korkuya başvurunun yaygın bir örneği, zengin ülkelere gelen göçmenlere ilişkin tartışmalarda karşımıza çıkar. Birçok siyasetçi, layık olduklarından daha iyi bir yaşam süren ve hak etmedikleri işlerden, eğitimden, sağlık hizmetlerinden ve devlet yardımlarından yararlanarak Sokaktaki Vatandaş’ın fakirleşmesine neden olan "göçmen dalgalan’’ hakkında kasıtlı bir şekilde abartılmış betimlemelerle yurttaşların ekonomik sıkıntı ve kültürel çöküş korkularına hitap eder.

Korkuya başvuru gerçek uyarılardan ayrılmalıdır. Korkuya başvuru örneklerinde uyandırılan korku ile önerilen davranış biçiminin uygulanması veya iddianın kabul edilmesi arasında geçerli bir bağlantı yoktur. Oysa uyarılar bize, harekete geçmemiz için iyi bir neden verir. Bunun sebebi, genellikle, uyarıyı çevreleyen şartların uyarının yerinde olduğu inancına ulaşmamız için yeterli olmasıdır, örneğin, “Köpeğe dokunma, sevimli ve dost canlısı gibi görünüyor ama kötü ısırır! ” şeklindeki bir uyarı normalde yalnızca köpeğin ısırdığını bilen biri taralından yapılır; böyle uyanlar nadiren samimiyetsiz bir şekilde veya kandırmak amacıyla yapıldığına göre, uyarının yapılmış olması dikkate alınması için yeterli bir nedendir. Reklam veya siyasi söylem alanlarında böyle bir çıkarıma daha şüpheli bir şekilde yaklaşmak gerektiğini söylemeye gerek var mı?

Alaya başvuru

Bu tuzak, bir konuşmacı/yazar, muhalifinin görüşü veya iddiasını dinleyicilerine komik gelecek bir şekilde ifade ederek bu iddiaya saldırdığında karşımıza çıkar. Örneğin, Başkan Obama’nın muhalifleri sık sık politikalarını "sosyalist” olarak nitelendirmektedir. Bu, bir korkuya başvuru -seçmenlerin yirminci yüzyılın ortalarında "sosyalist” diktatörler tarafından hayata geçirilenlere benzer politikalardan duyduğu korkuya hitap ettiği için ve moda sözcük kullanımı örneği olarak görülebilir. Başkan Obama yanıt olarak, "Yakında kreşteyken oyuncaklarımı paylaştığım için de komünist olduğumu söyleyecekler” demişti. "Sosyalist” nitelemesini iyice zorlamak kulağa saçma gelmesine neden olur ve korkulara hitap etmesini engeller. Ek olarak, bu yoruııı Obama’yı zihnimizde oyuncaklarını paylaşan küçük bir çocuk olarak canlandırmamızı sağlayarak örtük bir şekilde sevimliliğe başvuruda bulunur ve böylece paylaşma ve birliktelik eğiliminin güzel bir çey olduğunu düşündürür.

Bunlar, belirli duyguları manipüle etmek suretiyle tutumlarımızı ve davranışlarımızı etkilemeye çalışan retorik tuzakların en yaygın örnekleridir.

Doğrudan saldırı ve ısrar

Doğrudan saldırı tüm retorik tuzaklar arasında en basit olanıdır. En çok reklamcılıkta karşımıza çıksa da siyasi kampanyalarda da görülebilir. Genellikle çok basit bir slogan şeklindedir. Örneğin: 'Yüksek eğitim harçlarına hayır!”,  “Çay için!”. Bize "Hayır" dememiz ya da çay içmemiz için bir neden verilmediğine dikkat edin. Doğrudan saldırı yöntemini kullananların inancı, bu emirleri ne kadar sık duyar veya okur ve içselleştirirsek, bize bir neden verilmemiş olmasına rağmen istenen şekilde davranma ihtimalimizin o kadar artacağıdır. Sık sık "biline ısrar etmekten” bahsederiz. Israr, doğrudan saldırının kararlı bir biçimde tekrarlanmasından ibarettir. Çocuklar bu konuda özellikle başarılıdır. İkna etmeye çalışan, hedefledikleri kişi pes edip istediklerini yapana kadar tekrarlamaya devam eder, dolayısıyla ikna etmeye çalışan kişi, hedefini istediği şekilde davranması için bir neden vermeden, sözlü olarak etkilemiş olur.

Korkutucu tırnak işaretleri

Bu taktik, görüşleri karşı çıktığınız bir bakış açısı aleyhine etkilemeye yönelik bir araçtır. Konuşmacı/yazar, karşıtlarının görüşlerini ifade ederken kullandığı kilit sözcükleri alır ve korkutucu tırnak işaretleri ile bunları gülünç veya şüpheli göstererek itibarlarını sarsmaya çalışır. Görüşü reddetmek için herhangi bir neden verilmez; onu sadece gülünç veya şüpheli bir şey gibi gösterildiği için reddetmemiz sağlanır. Birinin siyasi sığınma talebiyle yeni bir ülkeye yerleşmeye çalışan kişiler hakkında şöyle bir iddiada bulunduğunu düşünün:

Neredeyse tüm sığınmacılar ekonomik göçmenlerdir.

Şimdi “sığınmacılar” sözcüğünü korkutucu tırnaklar içine almanın etkisine bakalım:

Neredeyse tüm "sığınmacılar” ekonomik göçmenlerdir.

Gördüğünüz gibi, korkutucu tırnak işaretlerinin eklenmesi, ilgili terim veya söz öbeğinden önce “sözde” sözcüğünü eklemeye benzer bir retorik etki yarattı.  

Bu taktik daha kurnazca ama aynı derecede etkili bir şekilde de kullanılabilir. Böyle durumlarda muhaliflerin görüşlerine ilişkin son derece normal, kabul edilebilir olguları betimlemekte kullanılan sözcükler korkutucu tırnaklar içine alınarak bu görüşler şaibeli bir hâle getirilir.

Retorik korkutucu tırnak işaretleri tuzağı ile bir kişinin söylediği veya yazdığı bir şeyden yapılan doğrudan alıntıları işaretlemek İçin kurallara uygun bir biçimde kullanılan tırnak işaretleri birbirine karıştırılmamalıdır. Bazen alıntıladığımız görüşe katılmıyor bile olsak tırnak işaretlerini bu şekilde kullanabiliriz, örneğin, gazetede okuduğunuz bir okur mektubunu yanıtlamak için şöyle yazabilirsiniz:

Bayan Long, "erkekler kadınlardan daha iyi birer eleştirel düşünürdür" derken yanılmaktadır.

Cinastan faydalanmak

Bu tuzak bir sözcük veya söz öbeğinin belirli bir bağlamdaki bulanıklığını ve bazı durumlarda da belirsizliğini istismar eder. Yanlış bir iddiada bulunulmasa da bizi yanıltarak eylemlerimizi veya inançlarımızı etkilemeyi başarır. Genel olarak biri bizi ürünlerinin veya politikalarının yararına ve erdemine ikna etmeye çalıştığında kullanılır; bu nedenle reklamcılıkta yaygındır. Aşağıdaki reklamla karşılaştığımızı düşünelim:

Benzin tüketimi sıfır, yeni Barolla ve Trav4 dizeller geldi.

İlk bakışta söz konusu araçların hiçbir petrokimyasal yakıt kullanmadığı izlenimi yaratılmıştır. Ancak küçük yazılan okuduğumuzda reklamın bizi motorin kullanan bir araç almaya ikna etmeye çalıştığını görüyoruz. Reklam, benzin sözcüğünü belirli bir tür rafine petrol ürünü yerine "araba yakıtı gibi geniş bir anlamda kullanarak cinastan faydalanmaktadır. Araç elbette yakıt kullanmaktadır ama kullandığı benzin değil motorindir.  

Başka bir yaygın cinas örneği, birinin bir tür yasadışı veya ahlak dışı faaliyetle uğraştığını (ve dolayısıyla kötü biri olduğunu) ima etmek için “bağlantı” sözcüğünün bulanıklığı ve belirsizliğinden faydalanıldığında ortaya çıkar. Gazetede şöyle bir makale okuduğunuzu düşünün:

Terör örgütleri ile bağlantıları olduğuna inanılan Bay Smith, Heathrow Havalimanı’nda uçağa binerken görüldü.

Bay Smith’in bir terörist olduğu kanısına varabilirsiniz. Oysa size tek söylenen, birinin, Bay Smith’in terör örgütleri ile "bağlantıları” olduğuna inandığıdır. Bu “bağlantılar" böyle bir örgüte ait bir binaya gitmiş ya da bir toplantıya katılmış veya propaganda materyali almış veya böyle bir örgütün üyeleri ile iş yapmış olmasından ya da böyle bir örgütte yer alan biriyle akraba olmasından ibaret olabilir.  

 

Cinas tuzağı aynı zamanda biri doğru olan ama dinleyicisinin yanlış bir yoruma göre anlayacağını düşündüğünü bir şey söyleyerek istatistikle yanıltma girişiminde bulunduğunda da karşımıza çıkar.

 

Aşağıdaki istatistikle yanıltma girişimi örneği, aynı zamanda "ortalama" teriminin anlamına ilişkin bir cinastan da faydalanmaktadır:

Bu vergi indirimleri orta gelirli Amerikalılar için gerçek ve hızlı faydalar sağlayacak. Doksan iki milyon Amerikalı, kendi paralarından ortalama 1.083 dolar tasarruf edebilecek.

Bu iddia, ortalama bir Amerikalının eline 1.000 doların biraz üzerinde bir para geçeceğini söylüyor gibi. Ancak durun biraz. Doksan iki milyon, gelir vergisi ödeyen Amerikalıların sayısıdır. Konuşmacının ortalama bir Amerikalı tarafından ödenen verginin 1.083 dolar azalacağını söylediği zannedilebilir. Ama eğer "ortalama Amerikalı" ile kastedilen "ortalama gelire sahip bir Amerikalı” ise iddia yanlıştır. Doğru olan şudur: 1.083 dolar yeni plan kapsamındaki ortalama vergi indirimidir. Ancak bunun nedeni kazancı en yüksek olan kişilerin yüz binlerce dolar tasarruf etmesidir (benzer şekilde eğer Bili Gates on temizlik elemanı ile aynı odadaysa, odanın ortalama net varlığı yine milyarlarca dolardır). Ortalama gelire sahip Amerikalı, ancak birkaç yüz dolarlık bir indirim elde edecektir.

Sezdirimden faydalanmak

Bu, bir bildirimin sezdirimini kullanarak dinleyicileri yanıltma taktiğidir. Sezdirilen önerme aslında konuşmacı tarafından dile getirilmediğinden, konuşmacı dinleyicileri yanıltma sorumluluğundan kaçabileceğini umabilir. Siyası tartışmalarda sık kullanılan bir tekniktir. Örneğin, muhalefet partisinden bir siyasetçinin şöyle dediğini farz edin:

Eğer hükümet, gelir vergisini artırırsa çalışan ailelerin üzerindeki yük artacak.

Diyelim ki siyasetçi gerçekte hükümetin vergileri artırmayı düşünmediğini biliyor. Yine de dinleyiciler hükümetin böyle bir plan, olduğuna inanacaktır yoksa niye siyasetçi sonuçlarından bahsetmeye gerek görsün.

Konuşmacı veya yazar, dinleyicilerinin sözlerini yanıltıcı bir şekilde yorumlamasını ve sonuçta duygusal olarak etkilenmesini istemektedir. Ancak eğer dineyicilerini yanıltmakla suçlanırsa, siyasetçi hükümetin bir vergi artışı planladığını ileri sürmediği için yanlış bir şey söylemediğini savunabilir.

Birçok soru (diğer adıyla yönlendirici soru veya karmaşık soru)

Bu, dinleyicileri kasten yanıltmaya yönelik bir başka tuzaktır. Bir p önermesi için bir açıklama ararmış gibi görünen bir soru sorarak yanıltıcı bir şekilde p'nin doğru olduğunu sezdirmeyi amaçlayan bir taktiktir. Soruların böyle yanıltıcı bir şekilde kullanılmasına ilişkin tanıdık bir örnek, "Hâlâ eşini dövüyor musun?” sorusudur. Bu sorunun etkisi, “x eşini döver” önermesinin doğru olduğunu sezdirmektir.

Birçok soru tuzağının bir türü, yönlendirici anket denen bir tür kamuoyu yoklamasında kullanılır. Yönlendirici anketler görüşleri ve anket sonuçlarını belirli bir yönde etkilemek için telkine dayalı (yanıltıcı) sorulardan yararlanır. Örneğin, bir anketör, bir seçmeni aradığında belirli bir adaya oy verip vermeyeceğini sormak yerine, adayın ateşli silahların serbest bırakılmasına destek verdiğini biliyor olsa oy verme ihtimalinin artacağını mı yoksa azalacağını mı sorar. İlgili aday ateşli silahların serbest bırakılmasına destek vermiyor bile olabilir ama anketör böyle bir soru sorarak destek verdiği izlenimini yaratmıştır ve bu kadarı seçmeni adayın aleyhine çevirmek için yeterli olabilir.

Duman perdesi (konuyu değiştirmek)

Bu, bir konuyu tartışmaktan veya bir tespiti kabul etmekten kaçınmak için farklı (ama muhtemelen bağlantılı) bir başka konuya eğilerek rakibin dikkatini dağıtma veya başka bir yöne çekme taktiğidir. Dolayısıyla tartışmayla ilişkisiz konu, asıl konuyu görmemizi engelleyen bir duman perdesi gibi görev yapar. Duman perdesi ne kadar ustaca hazırlanırsa, dinleyici veya okurun dikkatini o kadar başarılı bir şekilde dağıtabüir. Örneğin, hükümetin getirdiği bir kanun değişikliği teklifini savunmaya çalışan bir bakanı ele alalım. Değişiklik teklifi bir memurun bazı gizli belgeleri sızdırmasıyla ortaya çıkmış. Teklifi savunurken bakan, kendisine yöneltilen soruları bilgi sızdırmanın korkunç bir görev ihmali ve güven ihlali olduğuna dair bir söylevle yanıtlar. Bakan, tartışılan konudan —ilgili yasa değişikliği teklifinin iyi bir teklif olup olmadığından- bahsetmek yerine bu konunun üstünü görev, sorumluluk ve güven hakkındaki söylevinin retoriği örterek dikkatleri dağıtmaya çalışmaktadır. Söylev, retorik olarak güçlüdür çünkü görev, sorumluluk ve güven, sağduyu sahibi İnsanların değer verdiği ve takdir ettiği kavramlardır.

Duman perdesi taktiği saptırma adlı argüman tekniğine çok benzer. Aradaki fark, duman perdesinin retorik gücü aracılığıyla etki etmesi, saptırmanın ise yine argümanlara dayanan bir ikna etme girişimi olmasıdır. Saptırma, iddiayı kabul etmeniz için nedenler sunar ama bunlar iyi nedenler değildir. Duman perdesi tuzağı ile saptırma safsatasını birbirinden ayırmak için önce yazar veya konuşmacının argümanlarla ikna etmeye çalışıp çalışmadığını çözmemiz gerekir.

Moda sözcükler, jargon ve akronimler

Moda sözcükler

Bu, yüksek retorik güce sahip moda veya "tutulan" sözcük veya söz öbeklerini kullanma tekniğidir. Moda sözcükler son derece kışkırtıcı olabilir. Dolayısıyla zapt edilmeleri zordur; bu da onları eleştirel düşünürler için özellikle sorunlu bir hâle getirir. Eğer bir paragrafı ya da sözeylemi nesnel bir şekilde çözümlemek istiyorsak, söylenenleri veya yazılanları moda sözcükleri çıkartarak ifade etmeli, ancak bundan sonra çözümlemeye başlamalıyız, örneğin, seçim kampanyalarında "değişim” sözcüğü sıklıkla bir moda sözcük hâline gelir. Seçmenlerin yeni politikalar ve yeni bir yönetim yaklaşımı görme arzusuna odaklanan kampanyalar, kendi adaylarını "değişim" adayı olarak tanıtacaktır. Başka bir bağlam içerisinde olumsuz yananlamlar yüklenebilecek ve gelecek korkusu yaratabilecek bu terim, seçmenlerin farklı bir yaklaşım arzusu bağlamında olumlu bir retorik önem kazanır. Sıklıkla söz verilen değişimin niteliğinin açıklanmaması dikkat çekicidir; değişim sözcüğünün olumlu retorik cazibesi seçmenlerin desteğini sağlamak için yeterli olabilir.

Jargon

Jargon, muhtemelen dinleyicilerin büyük kısmına yabancı gelecek sözcük veya söz öbekleri kullanan ya da tanıdık sözcükleri alışılmadık şekillerde kullanan, genel olarak anlaşılmaz bir konuşma veya yazma biçimidir.

Jargonun retorik gücü yüksektir. Eğer jargonu doğru kullanırsanız “bilgili biri”, seçkinler grubunun bir üyesi gibi görünürsünüz. Dolayısıyla kullanıcılarına bir tür ayrıcalık sunar ve üyelerin dilini anlamayan veya kullanmayı bilmeyenleri dışlar. Jargon ayrıca söylenen şeylerin asıl anlamını veya sezdirimini gizlemek için de kullanılır. Ancak zaman zaman bilim dili, teknik dil veya mesleki dilin de aşağılayıcı bir şekilde “jargon” olarak nitelendirildiğine dikkat edin.  

Çarpıtma

Özellikle siyasi söylem alanında sık sık “çarpıtmadan” bahsedildiğini duyarsınız. Temel olarak "çarpıtma” terimi ile insanların görüşlerini etkilemek için retorik tuzakları başarıyla kullanan teknikler kastedilmektedir. Örneğin, çeşitli hükümetlerin batmak üzere olan ya da işletmelere kredi açmak için yeterli fona sahip olmayan bankaları kurtarma veya destekleme girişimlerini betimlemek için kullanılan dili ele alalım. Bu bankalara büyük miktarlarda kaynak sağlayan hükümetlerin yaptığı bankalara "para vermek” değil "likidite aşılamaktır". "Likidite aşılamak" söz öbeğinin kullanımı bu durumu onaylamamız gereken, anlamak için finansal uzmanlık gerektiren, son derece teknik bir konuya dönüştürür. Eğer söz öbeğini anlamıyorsak, çarpıtma devlet ile bankalar arasında neler olup bittiğine ilişkin gerçeği gizleme görevini yerine getirmiş, olanları anlayıp karşı çıkma olasılığımızı azaltmıştır.