Karar Verme ve Akıl Yürütmeye Giriş

Prof.Dr.Linda Elder'ın Kritik Düşünce (Nobel:2016) kitabından kısaltılarak alınmıştır

Günlük yaşam bitmeyen bir karar verme ve problem çözme dizisidir. Almış olduğumuz kararların kalitesi ve problemleri çözmedeki yeterliliğimiz önemli ölçüde yaşamımızın kalitesini belirlemektedir. Çoğu insan karar ve problemlerle sezgisel olarak ilgilenir. İlk tepkilerle ve sonuçlarla hareket eder. 

Yaşamak bir eylemdir. Eylemde bulunmak karar vermektir. Her gün çok sayıda karar verme durumuyla karşı karşıya kalırsınız. Bazı kararlar küçük ve önemsizdir. Bazıları ise büyüktür ve yaşamınızı belirler.

Hiç kimse planlı bir şekilde mantıksız bir hayat yaşamayı seçmez. Karar vermemizin ne ölçüde mantıksız olduğunu nasıl belirleriz? Genellikle ilk olarak farkında olmadan mantıksız kararlar alınz. Bilinçaltı kararların analizi ile işe başlayalım.

Hepimiz temel insani gereksinimlere sahibiz. Bu gereksinimleri nasıl gidereceğimiz konusunda kararlar almaktayız. Daha da ötesinde, değerlerle ilgili kararlar veriyoruz. Bizler sahip olduğumuz temel değerlerin refahımızı desteklediğini, iyi durumda olmamıza katkıda bulunduğunu varsayıyor. 

Aynı zamanda bizler başkalarının iyi oluşuna katkıda bulunacak sonuçlan olan karlar veriyoruz. 

Kavramlarda ya da görüşlerdeki herhangi bir sorun bizim akıl yürütmemizdeki bir problemin muhtemel sebebi olabilir. Eleştirel bir düşünür olarak, kullandığınız kavramlara daha derin bir şekilde odaklanmaya başlamalısınız. Bu kavramlar hakkında ne derece net olduğunuzu değerlendirebilmek için bu kavramlann konu ile ne kadar ilgili olduğunu ve prensiplerinizin bakış açınızla uyuşup uyuşmadığını değerlendirebilirsiniz.  

Varsayımlar

Tüm akıl yürütmeler bir yerden başlamak zorundadır. Düşünmeye bazı şeyleri varsayarak başlarız. Düşünmenin başladığı varsayım veya ön varsayımdaki herhangi bir hata, akıl yürütmedeki problemlerin muhtemel sebebi olabilir. 

Çıkarımlar ve Sonuçlar

Her düşündüğümüzde akıl yürütmemizin bir sonucu olarak çıkarımlar elde ederiz. Karar verdiğimizde elde ettiğimiz sonuç, aldığımız kararların neticesinde ortaya çıkan bir sonuçtur. Eleştirel bir düşünür olarak, nerede ve ne zaman meydana gelirlerse gelsinler çıkarımları anlamak isteriz. Mantıksal sonuçların izini sürebilmeyi ve bizim davranışlarımızın neye sebep olacağını görebilmeyi arzularız. Muhtemel sorunları onlarortaya çıkmadan önce tahmin etmek isteriz. 

Çıkarımlarda bulunmayı ne zaman durduracağımız önemli değildir çünkü her zaman ileriye dönük çıkarımlar ve sonuçlar olacaktır. Akıl yürütmemizin çıkarımlarında veya neticelerinde oluşacak herhangi bir sorun, düşüncemizdeki muhtemel bir sorundan kaynaklanmaktadır. Etkili düşünme yeteneğimiz, çıkarımlan anlama ve ifade etme becerimiz ve düşüncelerimizin neticeleri ile ölçülür. 

Sonuç Çıkarma

Bütün akıl yürütmeler “Bu böyle olduğu için bu da böyle oldu” ya da “Bu oldu, bundan dolayı da bu meydana geldi.” basamaklarını takip eder. Zihin bir durumu veya olgular toplamını algılar ve bu olgulara dayanarak bazı sonuçlara ulaşır. Bu süreçlerin neticesinde de çıkarımlara ulaşır. Mantıksal çıkarım yapma yeteneğinizdeki herhangi bir sorun, akıl yürütmenizdeki olası bir sorunu temsil eder. Örneğin, eski püskü giysiler giymiş, yanında dürülmüş bir yatak bulunan, elindeki çantada pakete sarılmış bir şişe bulunan birini caddenin köşesinde otururken gördüğünüzde onun muhtemelen bir dilenci olduğu çıkarımını yapacaksınız. Bu çıkarım sizin durumdan anladığınız sonuçlara ve bunları nasıl varsaydığınıza dayanır fakat varsayımınız bu durumda mantıklı olabileceği gibi olmayabilir de.

Akıl Yürütmeye Giriş

Prof.Dr.Tracy Bowell'ın Eleştirel Düşünme Kılavuzu (Tübitak: 2018) kitabından kısaltılarak alınmıştır.

 

Her gün bize neler yapmamız ve yapmamamız, nelere inanmamız ve inanmamamız gerektiğini söyleyen iletilerin bombardımanı altında kalırız: “bu meşrubatı için, şu kahvaltı gevreğini yiyin, Bayan Brown’a oy verin, günde en az beş porsiyon meyve ve sebze tüketin, alkollü araba kullanmayın, uyuşturucu kullanmayın, et yemek cinayettir, uzaylılar dünyayı ziyaret ediyor, doğamız tehdit altında, hepimiz ülkemizin çıkarı için fedakârlıklarda bulunmalıyız vs.

Bazı iletilere aldırmaz, bazılarını düşünmeden kabul eder, bazılarını ise düşünmeden reddederiz. Diğer iletiler hakkında ise düşünebilir, "bunu neden yapmalı veya yapmaktan kaçınmalıyım?"ya da "buna neden inanmalı ya da inanmamalıyım?” gibi sorularla onları sorgulayabiliriz. 

"Neden" sorusunu sorduğumuzda, yapmamız istenen şeyi yapmak veya inanmamız istenen şeye inanmak için bir neden arıyoruz demektir. Neden, Bayan Brown’a oy vermeli ya da bu marka kahvaltı gevreğini yemeliyim? Neden, et yemenin cinayet olduğuna veya doğanın tehdit altında olduğuna inanmalıyım! Böyle bir neden aradığımızda, aslında önerilen eylemde bulunmak veya inancı kabul etmek için bir gerekçe arıyoruz demektir. İstediğimiz yalnızca bir neden değil, iyi bir nedendir.  

İyi nedenler vererek ikna etme girişiminde bulunmaya, argüman [çıkarım] sunmak denir. Birçok farklı tipte ikna girişimi ile karşı karşıya kalırız. Bunların hepsi birer argüman değildir. Eleştirel düşünürler temel olarak, argümanlarla ve argümanların eylemde bulunmak veya inanmak için iyi nedenler sunmayı başarıp başaramadığı ile ilgilenmelidir. 

Eleştirel Düşünmeye Başlamak: Argümanları [Çıkarımları] Tanımak

Dil ile birçok şey yaparız: bir olguyu bildirebilir, bir soru sorabilir, birine bir şey yapmasın, söyleyebilir, birine hakaret edebilir, birini övebilir, bir şey yapmaya söz verebilir, yemin edebilir, tehditler savurabilir, öykü anlatabilir, şiir okuyabiliriz. 

Retorik: Birine, birşeye inanmaya, bir şeyi arzu etmeye veya birşeyi yapmaya ikna etmeye yönelik, bunun için iyi bir neden sunmaya çalışmayan, yalnızca kullanılan sözcüklerin gücüyle motive etmeye çalışan girişim. 

Retorik teknikleri manipüle edici veya zorlayıcı olabilir… ancak bu retoriğin her zaman istenmeyen bir şey olduğu anlamına gelmez. Geçerli sebeplerle son derece faydalı biçimlerde kullanılabilir.

 

Martin Luther King’in ünlü Bir Hayalim Var konuşmasından alıntıyı ele alalım. King, ahlaki bir dava adına çarpıcı derecede etkili bir retorikten faydalanmaktadır. Diğer yandan konuşması, argümanlarla iknaya yönelik bir girişim sayılamaz. 

Dostlarım, bugün size diyorum ki umutsuzluk vadisine saplanıp kalmayalım.

İşte o yüzden bugün ve yarın güçlüklerle karşı karşıya olsak da hâlâ bir hayalim var. Kökleri Amerikan rüyasına uzanan bir hayaldir bu.

Bir hayalim var. Gün gelecek bu ulus ayağa kalkıp şu ilkesini gerçek anlamıyla yaşamaya başlayacak: “Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki bütün insanlar eşit yaratılmıştır.”

Bir hayalim var. Gün gelecek Georgia’nın kızıl tepelerinde eski kölelerin oğullarıyla eski köle sahiplerinin oğullan kardeşlik masasında birlikte oturabilecek.

Bir hayalim var. Gün gelecek Mississippi eyaleti bile, adaletsizliğin sıcağında kavrulan, baskının sıcağında kavrulan o eyalet bile bir özgürlük ve adalet vahasına dönüşecek.

Bir hayalim var. Gün gelecek dört küçük yavrum, derilerinin rengine göre değil, karakterlerine göre değerlendirildikleri bir ülkede yaşayacak.

Bugün bir hayalim var!

Bir hayalim var. Bir gün vahşi ırkçılarıyla, dudaklanndan sürekli "müdahale" ve "hükümsüzlük” sözleri dökülen valisiyle Alabama’nın tam ortasında bir gün küçük siyah kız ve erkek çocukları küçük beyaz kız ve erkek çocuklarıyla kardeş gibi el ele tutuşabilecekler.

Bugün bir hayalim var!

 

Bir hayalim var. Gün gelecek her dere yükseltilecek ve her dağ ile tepe alçaltılacak; çıkıntılı yerler düz, sarp yerler ova edilecek "ve Tanrının ihtişamı gözler önüne serilecek ve tüm faniler onu hep birlikte görecek. 

 

İlk adımla başlayalım ve argümanları, diğer görüş ileri sürme ve insanları harekete geçmeye ikna etme yöntemlerinden nasıl ayırabileceğimize bakalım. 

Bir argüman sunduğumuzda ya bir görüş ileri süreriz ya da belirli bir eylemi öneririz. Her iki durumda da iddiayı ya da öneriyi desteklemeye yönelik bir dizi iddiada bulunuruz. Ancak bu iki argüman tipi, tek bir tip içerisinde toplanabilir. Dolayısıyla tüm argümanların bir iddiayı doğru kabul etmek için nedenler sunmaya çalıştığını düşünebiliriz. 

Ne var ki tek bir iddia bir argüman oluşturamaz. Bir argümanın birden fazla iddiaya ihtiyacı vardır: Argüman sahibinin dinleyicisini ikna etmek istediği iddianın yanı sıra bu iddiayı desteklemek için sunulan en az bir iddia daha gereklidir. 

Argümanlar ile iddialar arasındaki farkı göstermek için şu desteksiz iddialara bakalım:

  • Birazdan yağmur yağacak.

  • Filozoflar tuhaf, maddiyatla ilgilenmeyen insanlardır.

  • Dünya bir çevre felaketi ile karşı karşıya.

  • Etkin bir eleştirel düşünür olmak önemlidir.

 

Bunların aksine aşağıdaki örnekler bu iddiaları biraz desteklemeye çalışmaktadır. Yeterince destek sunup sunmadıklarını daha sonra inceleyeceğiz. Önemli olan bu grup ile önceki grup arasındaki farkı görmek: 

  • Birazdan yağmur yağacak; biliyorum çünkü radyoda hava tahminini dinledim ve tahminler genelde doğru çıkıyor.

  • Zamanında birkaç filozof ile tanışmıştım; hepsi de tuhaf, başı bulutlarda, gerçek dünya ile alakası olmayan insanlardı. Filozoflar tuhaf, maddiyatla ilgilenmeyen insanlardır.       

 

Argümanın kabul ettirmeye çalışılan iddiaya sonuç, kabul etmemiz için bize nedenler vermeyi amaçlayan  destekleyici iddialara ise öncül adı verilir.

Argüman [Çıkarım], bir sonuç ile o sonucu desteklemeyi amaçlayan öncüllerden oluşan önermeler kümesidir.

Önerme, belirli bir durumda bir bildirme cümlesi ile ifade edilen olgusal içeriktir.

Standart Biçim

Bir argüman herhangi sayıda öncüle sahip olabilir ama her zaman tek bir nihai sonucu olacaktır.

 

Aşağıdaki argümanın sadece bir öncülü vardır:

  • Bart’ın iki kız kardeşi var.

  • Öyleyse Bart tek çocuk değil.

 

Bu argümanda iki tane var: 

  • Birinin intihar etmesine yardımcı olmak cinayettir.

  • Cinayet yanlıştır.

  • Öyleyse birinin intihar etmesine yardımcı olmak yanlıştır.

 

Öncülleri P1, P2 vb. şeklinde numaralandırıp son öncül ile "C” harfiyle işaretlediğimiz sonuç arasında bir çizgi çekerek argümanı daha da netleştirebiliriz. 

Sonuçları ve Öncülleri Saptamak

Bir paragraf veya konuşmanın argüman içerip içermediğini sormak, konuşmacı veya yazarın o paragraf veya konuşma aracılığıyla belirli bir sonucu destekleyen öncüller sunarak dinleyicilerini o sonuca ikna etmeye çabalayıp çabalamadığını sormak demektir. Ancak bir argüman sunulduğunu belirlemiş olsak bile, bu argümanın öncülleri ve sonuçları sıklıkla konuşmanın veya metnin diğer unsurları arasına gömülmüştür ve argümanı oluşturan önermelerle metin veya konuşma içerisinde başka bir işlev yerine getiren önermeleri birbirinden nasıl ayıracağımızı gösteren kesin bir kural yoktur. Argümanları saptamak büyük oranda yazar veya konuşmacının (yazılı veya sözlü) sözcüklerini yorumlayarak ne kastettiğini belirlemeyi gerektirir; bu da ancak pratik yaparak kazanılan bir beceridir.  

Bir metin veya konuşmanın argümanla ikna etmeye yönelik bir girişim içerdiğini belirledikten sonra bir sonraki adım sonucu saptamaktır. Ne var ki bir paragrafın argümanla ikna etme girişimi içerdiğini belirlemek ile o argümanın sonucunu saptamak her zaman birbirinden bağımsız gerçekleşmez. 

Aşağıdaki örneklerin sonuçları muhtemelen ilk okumada anlaşılacaktır:

Ali bir erkek olduğuna ve erkekler duygularını belli etmediğine göre, herhâlde Ali de duygularını belli etmiyordur. 

 

Genelde bir yazar veya konuşmacının bir argüman sunmakta olduğunu gösteren sözcükler, argümanları tanımak açısından faydalı bir rehber oluşturur. Örneğin, eğer biri A, B, ve C olgularını göz önüne aldığımızda, bunlardan anladığımız D’dir derse D’nin sunulan argümanın sonucu olduğundan emin olabilirsiniz. (ve A, B ve C de öncüllerdir). Sık karşılaşılan diğer sonuç göstergeleri şunlardır: 

  • Bu nedenle...

  • Öyleyse...

  • Dolayısıyla...

  • Şu sonuca varılabilir...

  • O hâlde...

 

Her zaman olmasa da genellikle bu sözcük veya söz öbekleri, bir argümanın öncüllerini ifade eden cümleleri izler. Aynı işleve sahip diğer sözcükler şunlardır: 

  • ... bakılırsa ...

  • ... dayanarak ...

  • ... gösterir ki ...

Zaman zaman yazar veya konuşmacı, argümanının sonucunu, öncülleri belirtmeden önce de ifade edebilir. 

Göstergeler mükemmel değildir ve argüman ile ikna girişimlerini dikkatli bir şekilde saptamanın ve yorumlamanın yerine geçebilecek bir alternatif olarak görülmemelidir. Tüm argüman sahipleri gösterge sözcüklerden yararlanarak eleştirel düşünüre yardımcı olmayacaktır. Bir metin veya konuşmada gösterge bir sözcük bulunmaması, o metin veya konuşmanın bir argüman ifade etmediğini düşünmek için güvenilir bir neden değildir. Eğer bir paragrafta herhangi bir sonuç göstergesi göze çarpmıyorsa, sonucu saptamanın bir başka yolu, iyi birer sonuç adayı gibi görünen cümlelerin uygun kısımlarına sonuç göstergeleri eklemeyi denemektir.

Argümanın sonucunu saptama süreci sırasında muhtemelen öncüllerin bir kısmını ya da tamamını da bulabilirsiniz. Dolayısıyla saptama aşamaları uygulamada birbirlerinden tamamen ayrı değildir. Bir argümanın öncüllerini saptamak, yazar veya konuşmacının vardığı sonucun doğru olduğunu düşünmemizi sağlamak için sunduğu nedenleri aramaktır.